Hakan Fehmi Öztop | BİYOMİMİKRİ ÜZERİNE NOTLAR
300
post-template-default,single,single-post,postid-300,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,side_area_uncovered_from_content,qode-theme-ver-10.1.1,wpb-js-composer js-comp-ver-5.0.1,vc_responsive

BİYOMİMİKRİ ÜZERİNE NOTLAR

BİYOMİMİKRİ ÜZERİNE NOTLAR

Üniversitede, Termodinamik derslerinde, termodinamik kanunlarını öğrencilerime
anlatırken sıklıkla, doğanın kanunlarının termodinamiğin de kanunları olduğundan
bahsederim. Termodinamik her ne kadar enerji bilimi ise, bir o kadar da doğa bilimi. Hemen
her yıl derste öğrencilerime verdiğim ilk ödevlerden birinin konusu “Biyomimikri” dir. Ödevi
verdiğimde, birçok öğrenci, bu kavramı genellikle ilk kez duymuş olur. Hemen bu kavramın
kısa bir açıklamasını yaparım kendilerine.
Biyomimikri, mühendisliğin doğadan aldığı ilham olarak adlandırılabilir. Doğayı taklit
etmek denebilir. Biyomimetik olarak da adlandırılır. Taklit etmek bazen iyi bazen kötüdür
ancak, biyomimikri mühendisliğin ilham kaynağıdır. Bu yönüyle iyidir. Şairin şiir yazmaya
başlaması için gereken ilham kaynağı mühendis için biyomimikridir.
Tüm canlıların davranışları, canlıların fiziksel özellikleri ve yetenekleri insanoğlunu
her zaman etkilemiş ve insanoğluna yeteneklerini geliştirme adına ilham kaynağı olmuştur.
Hemen her bitkinin ve her hayvanın kendine has ön plana çıkan ve örnek olarak gösterilen
psikolojik ve fiziksel özellikleri mevcuttur. Örneğin arslan asildir ve kraldır. Aynı zamanda
güçlüdür. Kedi nankördür. Ama sabırlıdır, iyi avcıdır, sevimlidir ve güzel bir ses çıkarır.
Aslında hayvanlar küçüldükçe yetenekleri artar. Mesela böceklere bakın. Sadece bir arıyı dahi
incelemek bize çok çok şey katar.
İnsanoğlu konforlu bir yaşamı yakalayabilmek için Mühendislik mesleğini ortaya attı.
Mühendislik, hendese kökünden yani hesaptan gelmekte, tasarımı ve imalatı içermekte,
insanların konforuna hizmet etmektedir. Tasarım noktasında en büyük kaynak ya da en büyük
örnek doğanın kendisidir. Kısaca biyomimikri doğanın taklididir.
İnsanoğlu her zaman yeteneklerini zorlamıştır. Bunu yaparken diğer canlıları örnek
almıştır. Bir balina gibi denizlerin altına dalabilmek için denizaltını, kuşlar gibi uçabilmek
için uçakları, tavanda yürüyebilmek için kertenkeleyi, sürünebilmek için yılanı taklit etti.
Hayvanların yaşam alanlarını inceleyerek, kendine yaşam alanı yaratmaya çalıştı. Son
zamanlarda hızla gelişen insansız hava araçlarına uçan canlıların ciddi katkısı vardır. Şimdi
böcekleri inceliyor insanoğlu. Bir arı gibi hızlı hareket edebilir mi? Bir akbabanın gözleri gibi
zoom yapabilir miyiz?
Kuşları örnek alarak, uçmayı öğrenen insanlık, şimdi yine kuşları örnek alarak, daha
az enerji ile, daha etkin, daha hızlı uçuş nasıl geliştirebilirim diye soruyor kendi kendine. Çok

daha detaya iniyor. Örneğin, kuşun kanadındaki tüylerin diziliminin uçuş verimine etkisini
inceleyerek, bu tür bir yapıyı hava taşıtlarında nasıl uygulayabilirim diye soruyor kendine.
Bunun üzerine çalışmalar yoğunlaşıyor ve bir de bakılıyor ki, kuş tüyünden ilham alarak
oluşturulan zikzak desenli dokunun, düz plaka üzerinde direnç katsayısını %16 oranında
azaltıyor. Bu ciddi bir rakam. Sonra benzer bir yapının köpek balıklarında da olduğu
belirleniyor. Ülkemizde ve Avrupa’ da en çok kullanılan fosil yakıt, benzindir. Benzin pahalı
bir yakıttır. Bu tür yapıları özellikle yüksek hızlı sistemlere uygulayarak, yüzey direncini
azaltarak, yakıt giderlerini azaltmak da mümkündür. Tıpkı günümüzün otomobillerinin
yağmur damlasına benzemesi gibi.
Aslında, hayvanlar arasındaki dostluğu ve dayanışmayı da örnek almalıdır insanoğlu.
Kendi cinsine yok yere zarar veriyor mu? Sadece, yaratılışı gereği besin zincirinin halkası
olarak yaşamını idame ettiriyor. Biyomimikri bizlere bu dersi de veriyor aslında. Afrika’da,
bir araya gelip güç gösteren vizonlara kimse güç yitiremez. Sanat dersi de almak gerekir
doğadan. Bir kelebeğin deseni ressamı heyecanlandırır. Ama gökyüzünden bakan kuşu
korkutur. Son zamanlarda sosyal medyada gezen karıncaların köprü kurarak daldan dala
atlayışını ve birbirlerine verdiği desteği, kurtların sıraya dizilerek emir komuta zinciri halinde
ilerleyişini görüyoruz. Bunlar aslında bize sunulan örnekler.
Her gün onlarca trafik kazası oluyor. Nasıl oluyor da, yarasalar, karıncalar, arılar biri
birlerine çarpmıyor. Ama insanoğlu, bir kavşaktan önce ben geçeceğim diye karşısındakinin
kalbini kırıyor. Sonra da arabamızı kırıyoruz. Bununla da kalmıyor kendi refahımızı
sağlayacağız diye hayvan refahını bozuyoruz. Geçen 100 km. yol gittim 3 tane hayvanın
yolda taşıtlar altında kalarak can verdiğini gördüm.
Dünya’ da para kazanmanın yolu fark yaratmaktan geçiyor. Sürü ekonomisi ile, birinin
işini öteki yapınca, kimse ekmek yiyemiyor. Aslında, biyomimikri fark yaratmaya da yarıyor.
Yani, doğayı kim farklı şekilde taklit edip insanlığın faydasına sunarsa o para kazanıyor
günümüzde. Bilindiği üzere, bir işi ilk ve en iyi yapmıyorsanız, girişimci olmanızın da size
çok bir faydası yoktur.
Kısacası, doğadan öğreneceğimiz çok şeyler var. Örnekler önümüzde. Yeter ki
çalışalım ve yazıyı Nobel Ödülü alan bilim insanımız Aziz Sancar’ ın bir sözü ile
noktalayalım. “Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’ nin geldiği bilim düzeyine ancak,
düzenli fakat çok çalışma ile gelebiliriz”.
NOT: BU YAZI HERAYAKTÜEL DERGİSİNDE YAYINLANMIŞTIR.

No Comments

Post A Comment