Hakan Fehmi Öztop | TUTKU SAATLERİ SAYDIRMAZ
372
post-template-default,single,single-post,postid-372,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,no_animation_on_touch,side_area_uncovered_from_content,qode-theme-ver-10.1.1,wpb-js-composer js-comp-ver-5.0.1,vc_responsive
sirnak escort karaman escort igdir escort ardahan escort bitlis escort

TUTKU SAATLERİ SAYDIRMAZ

TUTKU SAATLERİ SAYDIRMAZ

Tutku, kelime olarak çok kolay tanımlanabilen bir kelime değildir aslında. Sözlüklerin yaptığı tanımlardan biri aşırı düşkünlüktür. Aşırı düşkün olduğunuz bir konu haz verir.

Tutkuyu, meslekler özeline indirgediğinizde, mesleğe tutku ile bağlı olmak, her insana nasip olmaz. Örneğin, Bill Gates, tutkularımı bulabilecek kadar şanslıydım der. Her insan tutkularını bulabilecek kadar şanslı olmayabilir. Etrafımda, üniversiteyi tercih yaparak kazanmış, ancak işini ve mesleğini sevmeyen çok insan tanırım. Bunlar hafta sonu tatilini iple çeken, pazartesi sendromunu en üst düzeyde yaşayan, işlerini yaparken gözleri saatte olan kişilerdir.

Tutku, çoğu zaman sizi yönetebilir. Eğer tutkularınız doğrultusunda çalışıyorsanız saate bakmazsınız. Tutku, gece yatırmaz, sabah herkes uyanmadan uyandırır sizi. Tutkuları için okulunu bırakan ve tutkularına inanarak başarılı olmuş nice insan vardır. Tutkuları uğruna, sağlığını hatta hayatını da kaybeden çok insan vardır. Çünkü, tutku enerji harcatır.

Tutku tek midir? Birden fazla olabilir mi? İnsan birden fazla konuya aşırı düşkün olabilir mi? Bazen para, bazen bilimsel bir konu, bazen müzik, bazen spor, sanat tutkusu olabilir insanın. Tutkuların ortak yönü, haz vermesidir. Para kazanmasanız da yapılacak işler, ancak tutkuyla yapılanlardır. Mesela, maaş almasanız da çalışabileceğiniz bir işiniz var mı? Tüm işçiler, mühendisler akşam evlerine gittikten sonra, firmada kalan çok patron tanırım. Çünkü, patron çoğu zaman tutkulu olduğu işi yapar ve saatleri saymaz. Halbuki, profesyoneller her ne kadar işlerini sevse de patron kadar tutkulu olamazlar.

Bir işte başarılı olmuş, uzmanlaşmış kişilerin 10.000 saat çalışması gerektiği, 10.000 saat pratik yapması gerektiğinden söz edilir. Aslında, bu rakam tutkusunu yakalamış kişi için çok değildir. Çünkü, tutkusunu yakalamış kişi saatleri sayamaz ki… 9999 saat çalışan kişiye başarısız 10001 saat çalışan kişiye başarılı diyemeyiz. Bu kadar süreyi çalışan herkes üstün başarılı olur mu? Bu da bir tartışma konusudur. Kesin olan şu dur ki, bir konu da uzmanlaşmış bir kişi, binlerce saatini uzmanlaştığı konuya harcamıştır. Peki, başarılı insanlar zamanı nereden buluyor. Onlar, zamanı bulmuyor. Zamanı çok iyi kullanıyor.

Tutku ile ilgili çok farklı bakış açıları da vardır. Örneğin, Henry Fielding, “Tutkular bir tiyatronun rejisörleri gibi, insanların fikrini sormadan, yeteneklerini göz önüne almadan, onları bazı roller oynamaya zorlar” der.

Doğa, termodinamik bir dengedir. Hayat da öyle. Tutkularına çok aşırı bağlı insanların denge terazisi bozulur. İşine tutkulu insanlar, işkolik olur, ailesini, dostlarını ihmal eder. Tutkularınıza da, ailenize ve dostlarınızı da ayıracağınız zamanın kalitesini her zaman tartışın.

Elbette, yetenekler ve genetik miras ciddi rol oynar bu noktada. Ancak, Mümin Sekman’ ın Başarı Bilimi (Büyük Başarı Araştırmaları) adlı kitabında belirttiği gibi, öğrenmede ve başarıda, bilinçli pratiğin çok ciddi bir önemi vardır. Öğrencilerime, öğrenmeleri noktasında en fazla önerdiğim konu, tekrar dır. Eskiler, “Et tekrar-ı ahsen, velev ki 180” demişler. Yani, 180 kere de olsa tekrar ediniz.

Sonuç olarak, başarıyı ancak sevdiğiniz işle, tutkulu bağlandığınız bir işle yakalarsınız. Diplomalarınız, sertifikalarınız, mal varlığınız olabilir ancak bunlardan haz duymamışsanız başarılı sayılmazsınız…Mutluluk, başarıyı izleyebilmektir.

                                                                                                                            Hakan F. ÖZTOP

No Comments

Post A Comment